İsyanım Var Ulan!

Lise yıllarındaydım Pardus’u ilk denediğimde. Çok güzel bir tecrübeydi benim için. Bilgisayara olan merakımdan dolayı da bu projenin içinde yer almayı o zamandan istiyordum, bunun için ne yapmam gerektiğini o zamanlar için bilemesem de. Üzerinden 4-5 sene geçti ve geçtiğimiz yaz Pardus’ta stajyer olarak bulundum. İstediğim olmuştu ve hayatımın en güzel zamanlarından biriydi. Her ne kadar zaman ayıramadığım için katkılarımı devam ettiremesem de her zamanki gibi uzaktan takip sürecindeyim. Durumlar nasıl mı? Bence hiç de iç açıcı değil.

Karikatürler

Genelde güldürürler en başta. Daha sonra sizin için ne kadar çok anlam içerdiğini görürsünüz. Yazan çizen aslında sizin için yaratmıştır. Kendinizden çok şey bulursunuz. Gülmelerin ardından derin düşüncelere dalarsınız, bazen de sonrasında gözyaşları..

Her yerde karşımıza çıkan birkaç karikatür. Fakat benim için yerleri ayrı. Son karikatür zaten çocukluğumun özeti =)

Resimlerin büyük hallerini görmek için üzerlerine tıklayınız.

Düşünemedi

Sevemedim Otogarları

Etiketler : , ,

Ya bir yerden ayrılıyorsundur ya da birinden. Ya da bir yere, birine kavuşacaksındır. Gidersin otogara, bekler durursun otobüs gelsin bir an önce yerleşeyim diye. Yolcu edenlerle vedalaşır ya da birini yolcularsın.

Göremedim ki güleryüzlü bir çalışanı bu terminallerde. Samimiyetsiz samimilikleri her daim göze çarpıyor. Cebini boşaltmaya çalışanlar her yerde.

Televizyon Çocuğu

Youtube’a ilk girdiğim zamanlarda görmüştüm Ali Biçim’in videosunu. Küçüklüğüne ait Ortaokul Mezuniyet Konuşması videosuydu. O zamandan hevesliymiş sanırım bu video işlerine =)
Bugün güzel ve anlamlı bir videosuna denk geldim ve paylaşmak istedim. Video ve açıklaması aşağıda:

“Popüler Kültürün pençesine takılmış ve hiçbir şey olmamış gibi hayata devam edebilecek birinin hayatta kalma mücadelesi.

Cezalandırma

Arf Ütopyası : “Ceza olgusunun ortadan kaldırılmasını diliyorum. Adam bir suç işliyor, hapse atılıyor. Ceza onu tedavi etmiyor. Daha da beter yapıyor. İnsanlığa düşman kesiliyor. Yani yararı yok cezanın. Eğitmek lazım o suç işleyen kişiyi. Örneğin ben kendi hesabıma, bir şey istediğim zaman eğer başka birine zarar verecekse, vazgeçiyorum isteğimden. Herkes yapabilir bunu. Bir ütopyam daha var. Zamanla millet fikri kaybolacak, insanlık fikri gelecek yerine. Sınırlar ortadan kalkacak. Çok istiyorum bunu.”

Paragraf Ender Helvacıoğlu’nun Cahit Arf ile yaptığı söyleşiden alıntıdır.

İki Seçeneğim

Etiketler : , ,

Kendi önümüzde iki seçeneğiz.

Kararlarımızı etkileyenlerin hep çevresel etkenler olduğunu söyleyip başkalarına ve en önemlisi kendimize mazeret sunan kişileriz. Yapmak istediklerimizi başkaları istemiyor diye mi erteledik ya da yapmaktan vazgeçtik hep? Yoksa aslında yeterince istemiyor muyduk? Ya da ne istediğimizden emin mi değildik?

Daha sonra pişmanlık duyduğumuz kararlarımızı zamanında biz vermemiş miydik? Belki kararlarımızı almada her zaman özgür değiliz. Hatta kimimiz başkalarına bağlı yaşıyor kararlarında. Mazeretlerin geçerli olduğu tek nokta da bu belki de. Tabi buna sığınanlarımız da çok. Kendimize suç atmayı pek sevmediğimizden olsa gerek.

Aklımda çözmem gereken bir soru var. Çizebileceğim iki farklı yol. Neye göre karar vereceğimi bilmiyorum. Her seçeneği tek tek deneyemeyeceğim için vereceğim kararın doğru ya da yanlış olduğunu bilemem. Bilmem için seçeceğim yolun sonuçlarını önceden görebilmem gerekirdi. Ama henüz öyle bir yetenek de kazanmadım. Tek yapabileceğim gerçekten istediğim yolu bulup o yoldan gitmek.

Kendi önümde iki seçeneğim..

Sayfa12345...10...Son »