Özledim O Günleri
Zaman kavramım yoktu ufakken. Sabah kahvaltıdan önce ekmeği almaya gider, kahvaltımı yapar, sokağa fırlardım. Saate bakmak yoktu.
Yazın sıcağında, saatlerce, durmadan, oyun oynar, gezer tozardık. Yorulmak nedir bilmezdim. Karnım acıktığında anneme seslenir,” Anneeeaaaa! Bana ekmek arası yapsanaaeeaaa!” derdim.
Kızardı annem,” Gel evde ye oğlum derdi”. Fakat ben o küçük çocuk inadı ve azmiyle ikna ederdim annemi. Çoğu zaman ekmek arası peynir,zeytin kimi zaman yumurta veya evde her ne varsa. Eve yakın olmadığım bir zaman da bakkaldan bir bütün ekmeği alıp, kuru kuru yediğimi hatırlarım.
Mahallece oynanan oyunlara en büyük darbeyi internet kafeler vurmuştu. Artık 3-5 para bulabilen cips ( o zamanlar tombiydi ) almıyor, internet kafeye gidiyordu. Fifa oynardık. Bir arkadaş ‘w,a,s,d’ tuşlarını kullanırken diğeri yön tuşlarını kullanırdı. Counter’la asker, GTA ile mafya olurduk. NFS bizi yarışçı, Fifa futbolcu yapardı. Kafenin sahibi, kafeyi açmadan iki yarış yapabilmek için, internet kafenin önünde dikilirdik sabahın köründe.
Simit satmaya kadar verdim bir gün. Arkadaşımı aldım yanıma, toptan aldık simitleri, sapsarı, ufak, çember şeyler. Ama bize, herkesin sattığı simit gibi güzel geliyordu ve her şeyden önce onlar, ekmek parasıydı. “Simiiieeeetçiiiiııııeeee, taze gevrek simiiiit aaalleeeeaaaaan!” diye bağırarak dolaşmıştık tüm gün. Tabi ki sonuç hüsran. Yine de büyük bir iş başarıp 10′a yakın simit satmıştık=) Akşama evde ne yenecek derdi de yok. Menü belli : Simit , peynir ve çay.
Vardır böyle bir çok anım herkes gibi. Yazmakla bitmez, şimdilik bu kadarını hatırlamam bile yeterli benim için.
Ufakken bizi en çok üzen şey, camiden gelen ezan sesiydi. Günün bitişi ezan sesinin yankılanmasıyla olurdu. Yine saat kullanmaya gerek yoktu. Hasan Hoca ezana başladığında eve gitmek için en fazla bir dakikam vardı.
Keşke çocuk kalabilseydim.

<—–Önce Sonra—–>





